Yemen’de petrol ihracının durması zaten kırılgan olan ülke ekonomisini çıkmaza sürüklüyor

Yemen ekonomisi, İran destekli Husilerin 8 ay önce hükümetin kontrolündeki limanlara düzenlediği saldırılar nedeniyle duran petrol ihracının yıkıcı etkileri karşısında buhrana sürükleniyor.

Yemen hükümeti, yıllardır kamu harcamaları için en önemli kaynak olarak petrol gelirlerine bel bağlıyor ve iç savaş koşullarındaki sıkıntılar nedeniyle petrol gelirleriyle karşılanan kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi ve yerel para birimindeki istikrarın sağlanması konularında sorunlar yaşıyor.

Yemen’de 2015’te iç savaşın başlamasından önce günlük 150 bin varil olan petrol üretimi, hükümetin çabalarına rağmen bugün sadece günlük 60 bin varil sınırında kaldı.

Husiler, Ekim 2022’de ateşkesin uzatılması konusunda hükümetle anlaşma sağlanmamasının ardından Hadramevt ve Şebve kentlerindeki üç petrol limanına saldırılar düzenledi. Bu durum, hükümeti en önemli gelir kaynağı olan petrolden mahrum bıraktı.

Arapların hep birlikte harekete geçmesi çağrısı

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, 19 Mayıs’ta Cidde’de düzenlenen 32. Arap Birliği Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada, Husileri, gemilerin ve tankerlerin petrol ihraç edilen limanlara ulaşmasını engellemeye devam etmekle suçladı.

Alimi, Yemen hükümetinin ekonomiyi canlandırma, temel hizmetleri ve insani müdahaleleri iyileştirme çabalarını desteklemesi için Arap koalisyonuna “topluca harekete geçilmesi” çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg de 18 Mayıs’ta, BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada, Yemen’de kötüleşen ekonomik durum, ekonomik hareketliliğin kısıtlanması ve bunun ekonomi üzerindeki etkisiyle ilgili endişelerini ifade etti.

Yemen hükümetinin tüm gelirlerinin yarısından fazlasının petrol ihracından elde edildiğini kaydeden Grundberg, petrol ihracının durmasının hükümetin Yemen halkına karşı yükümlülüklerini yerine getirmesini olumsuz etkilediğine işaret etti.

Limanların doğrudan hedef alınması tehdidi

Husiler, Yemen hükümetinin kontrolü altındaki limanlara yönelik ilk saldırılarını Kasım 2022’de düzenledi.

Sözde Yemen hükümeti Başbakanı Abdulaziz Habtur, o dönem Husilere ait El-Mesira televizyonuna yaptığı açıklamada, “Petrol gelirlerinin Sana’daki Merkez Bankasına aktarılması konusunda bizimle bir anlaşmaya varılmazsa o zaman ticaret demir ve ateşle yapılır.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu mesele, Yemen’in dışında diğer ülkelerin de gündeminde yer aldı.

ABD, İngiltere ve Fransa şubat ayının ortalarında yayımladıkları ortak açıklamada, “Husilerin altyapıya yönelik saldırıları ile barış sürecini tehdit eden ve tüm Yemenlilere ekonomik zarar veren diğer uygulamalarını” kınadı.

Açıklamada, Yemen’de gelişen bir ekonomi ile Yemen halkı için iş ve geçim fırsatları sağlanmasının önemi vurgulandı.

Acil önlem hamleleri

Yemen hükümeti ise petrol üretimi ve ihracat sürecinin durmasının yansımalarıyla mücadele için 10 Şubat’ta harcamaların azaltılmasını; 2023 için beklenen gelirlerin çeşitlendirilmesini öngören yeni önlemler alacağını duyurdu.

Bu hamle, hükümetin gümrük vergilerini yüzde 50 artışla 750 riyale yükseltilmesini onaylamasından bir ay sonra geldi.

Ancak Meclis, “vatandaşların yaşam koşullarının yanı sıra çalışanlar ve düşük gelirli gruplar için gerekli alternatifleri dikkate almadığı” gerekçesiyle hükümetin bu hamlesine çekinceli yaklaştı.

“Hükümet en önemli döviz kaynağını kaybetti”

Yemenli ekonomi uzmanı Vefık Salih, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Ham petrol ihracatının durmasıyla hükümet şu anda en önemli döviz kaynağını kaybetti ve devletin kamu maliyesi büyük ölçüde etkilendi.” dedi.

Kamusal kaynaklarda yaşanan düşüşe işaret eden Salih, bunun başta elektrik olmak üzere kamu hizmetleri harcamaları ve çalışanların maaşlarının ödenmesi gibi hükümetin mali yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda tehdit oluşturduğunu söyledi.

Salih, petrol ihracatının kesilmesinden kaynaklanan etkinin sadece hükümetin daha fazla mali kaynak kaybıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda döviz piyasalarına müdahale etme ve emtiaları, özellikle de resmi müdahale gerektiren temel ürünleri ithal etmek için gereken parayı sağlama yeteneğini de zayıflattığını belirtti.

Ayrıca ithalat hacminin genişlemesi karşılığında ihracatın düşüşe geçtiğine dikkati çeken Salih, bunun ticaret dengesini etkileyerek dış ticaret açığını genişlettiğini, ithalat için gerekli para birimini sağlaması için hükümet üzerindeki baskıyı artırdığını ve ithalatın her yıl daha yüksek maliyetli olması anlamına geldiğini belirtti.

Salih, “Tüm bu riskler, gün sonunda ulusal para biriminin değerine yansıyor.” dedi.

Bu durumun, yerel piyasadan döviz alımına yönelik baskıyı da artırdığına dikkati çeken Salih, gün sonunda Yemen riyalinin satın alma değerinin zayıfladığını ve enflasyonun yükseldiğini kaydetti.

İç savaşın sürdüğü ülkede yerel para birimi de son yıllarda döviz karşısında rekor düşüş kaydediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir