
İsviçre’nin yaklaşık otuz yıldır yürüttüğü ve Alp dağlarının altını devasa bir yeraltı ulaşım ağına dönüştüren lojistik projesi, Avrupa genelinde karayolu yük taşımacılığını demiryoluna kaydırma hedeflerinde önemli bir eşiği geride bıraktı. Ülke genelindeki toplam tünel ve galeri uzunluğu 2.000 kilometreyi aşarken, Alpler arası yük taşımacılığında demiryolunun payı %74’e ulaştı.
DÜNYANIN EN UZUN DEMİRYOLU TÜNELİ
Alpler Ötesi Yeni Demiryolu Bağlantısı (NRLA) adı verilen mega proje; Lötschberg, Ceneri ve 57 kilometre uzunluğuyla dünyanın en uzun demiryolu tüneli unvanına sahip Gotthard Taban Tüneli’ni tek bir düz hat üzerinde birleştiriyor. Proje kapsamında inşa edilen düz zemin rotası, lokomotiflerin dik eğimleri tırmanma zorunluluğunu ortadan kaldırarak daha uzun ve ağır yük trenlerinin daha az enerjiyle çalışmasına olanak tanıyor.
Eurozone taşımacılık verilerine göre, bu hatlar üzerinden yapılan demiryolu taşımacılığı, ağır vasıta kamyonlara kıyasla ton-kilometre başına beş kat daha az enerji tüketimi ve dört kat daha az sera gazı salımı sağlıyor.
KAMYON TRAFİĞİ AZALDI
1990’lı yıllarda İsviçreli seçmenlerin onayıyla yürürlüğe giren “Alp Girişimi” ve mesafe bazlı ağır vasıta ücretlendirmeleri, bölgedeki lojistik dengelerini değiştirdi. Resmi verilere göre; 2000 yılında Alplerden geçen kamyon sayısı yıllık bazda üçte bir oranında azalarak 2018’de 941.000’e geriledi. 2022 yılı verilerine göre Alp geçişlerindeki yıllık kamyon sefer sayısı 880.000 seviyesinde kaydedildi.
Analistler, uygulanan modal shift (ulaşım modu değiştirme) politikası olmasaydı, yalnızca 2016 yılında Alplerden 651.000 ek kamyonun daha geçmiş olacağını ve 2017 yılında en az 0,7 milyon ton CO2 emisyonunun engellendiğini hesaplıyor. Federal Ulaştırma Ofisi yetkilileri, mevcut kamyon sayısının yıllık bir milyon sınırının altına indirilmesine rağmen, İsviçre’nin resmi politik hedefi olan 500.000 sınırının hala yaklaşık 300.000 üzerinde olduğunu belirtti.
YÜKSEK HACİMDE BETON KULLANILIYOR
İnşaat sürecinde sadece Gotthard projesinden 28 million ton kaya çıkarıldığı ve yüksek hacimde beton kullanıldığı rapor edildi. Çevre raporlarına göre, 152 kilometrelik şaft ve geçit kazısı sırasında yerel hasarı minimumda tutmak adına şu önlemler uygulandı: Şantiye makinelerine parçacık filtreleri takıldı, şantiye atık suları nehirlere deşarj edilmeden önce arıtıldı ve soğutuldu. Malzemeler ağırlıklı olarak demiryolu ve gemilerle taşınırken, yerleşim yerlerinin etrafına kazı toprağından gürültü ve toz bariyerleri kuruldu. İnşaat sonrasında nehir yatakları doğal formuna getirildi ve yaban hayatının korunması amacıyla kuru taş duvarlar yeniden inşa edildi.
The post Ülkenin altına ikinci bir ülke daha kazdılar appeared first on Kilis Egitim.